Açıklama
ÇERAĞ’I ÂŞK
Ah Âşk! Nice şarkılara şiirlere ilhâm olmuş; üzerine hikâyeler
romanlar yazılmış, filmlere resimlere konu olmuş… Daha bir çok mevzuyla ifade edebileceğimiz; hayatın anlamı ruhun kıvâmı, o
naif, o yüce duygu.
Nedir bu yaşam serüveni içerisinde insanı kamçılayan, motive eden, mutlu kılan en güçlü etken? Nedir umutlarını yeşerten, bitmek bilmeyen bir arayışla daha iyiye götüren… Kıyasıya bir rekabetle güzelliğe yönlendiren? Nedir görünmeyen bağlarla bütün yaratılmışları birbirine bağlayan; bu sonsuz nuru yayan, paylaşılan
sevgiyle tohum gibi çoğalan ve yeri geldiğinde kalplerin en mahreminde inci gibi saklanan? Elbette ki âşk.
Âşkla yanan ve âşkla hayatın döngüsünü sağlayan güneşi Rabbimiz bir ayetinde “Onların içinde ayı bir nûr kılmış, güneşi de bir çerağ yapmıştır” (Nuh Sûresi.16) beyanıyla ne de güzel ifade etmiştir gökyüzünün en ihtişamlı kandili, çerağ-ı. Âşk gibi biraz İçten içe yanan, yanarken tutuşturan, bir yandan da etrafına ışıklar saçarken hayat sunan…
Tarifi muhâl olsa da ortak duygularda kalpleri buluşturacağına inandığım, yoğun bir hissiyatla yazdığım üçüncü şiir
kitabım, ÇERAĞ-I ÂŞK.
Dünyevi ve uhrevi ulaşabileceğimiz en ulvî duydu en değerli his ve en üstün mevki. Âlemi ayakta tutan, merhametle yoğrulan,
rengarenk heyecan katan âşk. Bütün sebeplerin ötesinde, her bir zerrenin merkezinde ilâhi bir sırdır âşk.İnsanın kendi hayat yolculuğu içerisinde; geçirdiği merhaleler, edindiği tecrübeler ve yerine getirdiği vazifeler sonrasında, esasen kendisinde mevcut olanı keşfedip varabileceği en güzel hâldir
ÂȘK.
Münteha Çeb

ÇERAĞ-I ÂŞK
Şefkat ile cân evine bakarak,,
Duygu olup kalpten kalbe akarak,
Çoğalır da coşarmış çerağ-ı âşk…
Sînelerde hissedip yaşayarak.
Bir hayırlı yola revân olarak,
Letâfetle ruhlara dokunarak,
İlhâm ile yazılır çerağ-ı âşk…
Hikmetiyle âlemi okuyarak.
Üslubunca edep süsü takarak,
Cennetinde lâle sümbül kokarak,
Aydınlatır, ısıtır çerağ-ı âşk…
Küllenirmiş yüreklerde yanarak.
Hayat sunar, güneş gibi doğarak
Canlandırır ışığını yayarak…
Yıldızlara bölünür çerağ-ı âşk…
Zâhir olur, ay gibi parlayarak.
Muhabbetle gönülden bakışarak,
Hak’tan yansır, nur ile karışarak…
Sevgiliyle taçlanır çerağ-ı âşk
Vuslat bulur, Yâr ile kavuşarak.
Münteha Çeb

GÜZELLİĞİN KÖRE NE
Aşkı anlatır
Bütün bir âlem…
Her lisanda her dilde.
Gece seni fısıldar,
Şiir olur dilimde…
Görünürsün âşikâr,
Arzulayıp görene.
Açık, seçik, görünen
Güzelliğin, köre ne!
Münteha Çeb

BELKİ
Zamanı geri sarıp belki başa döneriz
Yeni bir başlangıçla hataları sileriz…
Merhameti, şefkati, yüreğimize koyup,
Bir fırsat bulur belki, içtenlikle severiz…
Yıldızlar gibi parlak, gökte yanıp söneriz
Çocuklar kadar berrak, şen ve şakrak güleriz…
İyiliği, vefâyı, bir ilhâm ile duyup,
Çayır çimen koşarak, denizlerde yüzeriz…
Dağlarda çiçek toplar, belki âşkla gezeriz
Gül-i Ra’nâyı koklar, duyguları sezeriz…
Saygıyı, zarafeti, kendi özünde bulup,
Güneş gibi aydınlık, mutlu bir yol çizeriz…
Hayatı yeni baştan senkronize ederiz
Kim bilir belki sonsuz cenneti yurt seçeriz…
Binbir güzel içinde, Mevlamızla buluşup,
Sırat-ı Müstakim-i bir lâhzada geçeriz…
Münteha Çeb

VUSLATIN SON PERDESİ
İstemem senin olsun bu gönül hanesi
Yâr, kalbim katıksız âşkının divanesi…
Yerlere, göklere, sığdıramam Zat’ını!
Vuslatın son perdesi, ölümdür bahanesi.
Münteha Çeb
SENDE O GÜZEL
Güneşin nurunu geçti ziyâsı
Ayın ışıkları donuktur nice!
Nuru nurlandırır her bir azâsı
Yıldızlar pek silik, sönük bu gece!
Ne ağaç ne çiçek ne dal ne yaprak,
Denizlerde inci, ebet ve ezel…
Yatırdın sînene kokladın toprak,
Tek seni kıskandım, sende O güzel!
Münteha Çeb



